Ana Sayfa

XII. Din ve şirket ilişkisi

  1. Dini bir çok parçalardan meydana gelmiş tüzel bir varlık olarak düşünebiliriz; aynı bir şirket gibi.

  2. Yukardaki grafikte, şirketin kurucuları, doğal olarak, Allah ve elçisi olarak gösterilmiş.

  3. Her hiyerarşik oluşumun, hiyerarşiyi meydana getiren insanları birbirine bağlayan bir ortak kutsal metni vardır. Hiyerarşinin parçası olmak isteyen herkes, bu kutsal metni kayıtsız şartsız kabul ettikten sonra, ortaklığa kabul edilirler.

  4. Kâr amaçlı bir şirketin bağlayıcı kutsal doktrini "kâr" kavramıdır. İslam'ın doktrini Kuran'dır.

  5. Her şirketin bir varoluş sebebi veya misyonu vardır. Genel olarak, bir hiyerarşinin en önemli misyonu varlığını devam ettirmektir; bunun için de büyümelidir. Büyüme de müşterileri arttırarak olur.

  6. Dinin müşterileri dine inanalar veya müritlerdir. Müritler eğitim ve okul yolu ile devşirilir. Eğitim demek, doktrini yeni kuşaklara öğretmek ve şartlar ne olursa olsun doktrini savunmanın esas olduğunu talebelere aşılamaktır.

  7. Bunlar profesyonel din rahipleri olurlar ve devlet için veya tarikatlar ve cemaatlar için çalışırlar. Bir de profesyonel olmayıp, alaylı olan, yani dine samimi olarak inanan insanlar vardır. Bunlar profesyonellerin propagandalarına kanıp, dinin ritüellerini yaparak Allah'a yaklaştıklarını ve "öbür dünyada" ödüllendirileceklerine zanneden insanlar olurlar. Ama profesyonellerin böyle bir inancı yoktur. Onlar samimi inananları öbür dünya ile aldatarak kendileri bu dünyada zengin olurlar.

  8. Grafikte bu din hiyerarşisinin ritüel yolu ile samimi inananları nasıl kandırdıklarını gösterdik.

  9. Hiyerarşi kendini yücelten ve ritüeli uygulayanları aşağılayan ritüeller tasarlamıştır. Bu ritüelleri uygulayan insanlar hiyerarşinin istediği kullara dönüşür.

  10. İnanan, arada bir bağış yapsa bile, profesyonellerin ona bedavadan hizmet ettiğini ve dini bağışladığını zanneder. Halbuki hiyerarşi onu ritüeller yolu ile kendine bağlamakta ve aldatmaktadır. Zaten, ritüeli küçük yaştan beri uygulayan bir insanda ritüel kutsal bir alışkanlık haline gelir.

  11. Din zaten egemen güçlerin kontrolündedir. Boynu eğik olarak Allah'a kulluk etme ritüelleri aslında dinin sahibi olana egemen güçlere kulluk etmektir. Samimi inanan Allah'a kulluk ediyorum zannederken egemen güçlerin kulu olmuştur.

  12. Beni şaşırtan, "çöl Arabı" diye küçümsediğimiz bu Arap halifelerinin bu soyut ilişkiyi nasıl bu kadar iyi anladıklarıdır. Yani, dinin ismini "teslim olma dini" yapıyorlar. İnsanlara El İlah adlı bir tanrıya teslim olun diyorlar. Ve teslim olanlar aslında Halifelerin İslam devletine teslim etmiş oluyorlar.